Bize Ulaşın   Site Haritasi Anasayfam yap    Sık Kullanılanlara Ekle   24 Temmuz 2008 Perşembe 
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Çok Okunanlar
 Yeni Heron geliyor  Soğuk su içmek daha çok terletiyor
 Bebeklerde ishali önemseyin
 KIRKAĞAÇ TA 20 ÇOCUK İSHAL VE KUSMA ŞİKAYETİYLE HASTANEDE
 Karakutu Ersöz VIP ten kaçtı
 İşte Küçük ün PANZEHİR belgesi
 Baykal paşaları ağlatmış
 Yeni vapurlar geliyor
  Erdoğan dan 22 Temmuz mesajı
 Cemil Çiçek açıklama yaptı
 MHP li Toskay ın Ergenekon tepkisi
 Çok Yorumlananlar
 Karakola taciz ateşi  İşte Küçük ün PANZEHİR belgesi
 Baykal paşaları ağlatmış
 Karakutu Ersöz VIP ten kaçtı
 GALATASARAY: 1 - SC PADERBORN: 1
 FENERBAHÇE : 0 - SPARTA PRAG : 0
 Bebeklerde ishali önemseyin
 Soğuk su içmek daha çok terletiyor
 Yeni Heron geliyor
 KIRKAĞAÇ TA 20 ÇOCUK İSHAL VE KUSMA ŞİKAYETİYLE HASTANEDE
 MHP li Toskay ın Ergenekon tepkisi
BOYNUNDA AKREP VAR DİYENE KIZMA!
Vicdanı geniş bir mü min, insanlarla muamelelerinde peygamberâne bir üslup sergiler; herkesi sever, herkesin iyiliğini ister.
Kendisini en küçük
hatalarından dolayı bile sorgular; ama başkalarının kusurlarını
görmezlikten gelir; yakın-uzak çevresindekilerin yanlışlarını sadece
normal hallerde değil, öfkelendiği zamanlarda bile bağışlar ve en
huysuz ruhlarla dahi iyi geçinmesini bilir.



Haddizatında, yüce dinimiz de, kendi müntesiplerine, elden geldiğince
affetmeyi, kine, nefrete yenik düşmemeyi ve öç alma duygusuna
kapılmamayı salıklar ki, zaten nazarlarını ahiretin yamaçlarına dikmiş,
sonsuz saadet peşinde koşan bir mü'minin başka türlü davranması da
düşünülemez.. başka türlü davranması bir yana, hakiki mü'min oturur
kalkar hep başkaları için hayır yolları araştırır, hayır dileklerinde
bulunur, ruhundaki sevgiyi hep canlı tutmaya çalışır, hatta bütün
muamelelerinde sevginin de ötesinde şefkati esas alır; gayz, nefret ve
kine ise hep uzak kalır. O, kendi gönlünden işe başlayarak, her bucakta
iyilik ve güzellik fidelerinin boy atıp gelişmesine zemin hazırlar;
üzerine kinle, nefretle gelenleri bile tebessümlerle ağırlar ve en
mütecaviz kimseleri dahi sevginin gücüyle savar.



Geniş vicdanlı insan, hemen her zaman sevmenin ve şefkat etmenin
heyecanıyla yaşadığından dolayı, duygu ve düşüncelerinde, hal ve
hareketlerinde olduğu gibi ibadet ü tâat ve dualarında da bencillikten
uzak durur, himmetini her zaman âlî tutar; tazarru ve niyazlarında
bütün akrabasını, dostlarını ve arkadaşlarını da mülahazaya alarak
herkesin hayrını diler.. hatta çerçeveyi daha da genişleterek,
yeryüzünde ne kadar insan varsa, hepsinin kalbini imana, İslam'a,
ihsana ve Kur'an'a yönlendirmesi için Cenâb-ı Allah'a yalvarıp yakarır.



İnsanın vicdanını inkişaf ettiren vesilelerin başında mehâsin-i ahlak
gelir; bu itibarla da, vicdan genişliğinin en önemli alâmeti, güzel
ahlaktır. Mesela, afv u safh güzel ahlakın bir şubesidir; kusurları
bağışlama ve affedici olup dostça muameleyi sürdürme vicdanı geniş bir
mü'minin şe'nidir.



Böyle güzel sıfatların sahibi bir mü'min, başkalarından gördüğü kötü
muameleler karşısında bile sabırlı, temkinli, bağışlayıcı ve muhasebe
derinlikli olur. O, hemen her kötülük ve musibete "Ben daha büyüğüne
müstehaktım!" mülazasıyla yaklaşır. Nasreddin Hoca'nın, kafasına ceviz
düşünce yerdeki kabağa bakıp, "Her şey yerinde güzel; ağacın dalında
ceviz yerine ya bu kabak olsaydı!" diyerek hikmet-i ilahiyeye bakışını
seslendirdiği gibi, o da "Ya tam istihkakıma göre bir musibetle karşı
karşıya kalsaydım.. demek ki Allah (celle celaluhu) başıma gelecek
belayı rahmetiyle ezip büzdü, küçülttü, böyle minnacık bir şey yaptı ve
öyle düşürdü; hamd olsun O'na!" diyerek meseleyi kendi hata ve
günahlarına, istihkâkına ve kader-i ilahîye bağlar; geriye kendisine
kötülük yapan insanın az bir hissesi kalmışsa onu da affeder.



Zirveler temkin ister



Bediüzzaman Hazretleri, kendisine zulmedenlere, türlü türlü ithamlarla
onu mahkûm etmek isteyenlere, kasaba kasaba dolaştıranlara ve
zindanlarda ona yer hazırlayanlara bile hakkını helal etmiştir. O,
ehl-i dünyanın zulmünü, kaderin adaleti ve kendi muhasebesi
zaviyesinden değerlendirerek hiç kimseye küsmemiş; düşmanlık yapanları
bile şefkat dairesinin dışında tutmamış ve onların da hidayete
ermelerini cân u gönülden dilemiştir.



Yine Nur Müellifi'nin, kendisine kötü sözler söyleyen bir insan
hakkındaki mütâlaası ne kadar mü'mince ve ne kadar ibretâmizdir! Kötü
sözlere şöyle mukabele eder: "Eğer onun tahkiri ve beyan ettiği
kusurlar, şahsıma ve nefsime ait ise, Allah ondan râzı olsun ki, benim
nefsimin ayıplarını söyler. Eğer doğru söylemiş ise, beni nefsimin
terbiyesine sevkeder ve gururdan beni kurtarmaya yardımcı olur. (...)
Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya
gösterse, ona darılmak değil, belki memnun olmak lazım gelir."



Tebe-i tâbiîn döneminin büyük muhaddislerinden Yahya b. Said el-Kattan
hazretlerinin kötü sözlü bir komşusuna mukabelesi de farklı değildir.
Bir gün komşusu ona çok ağır sözler söyler. Hak dostu, hakaretler
savuran insana hiç karşılık vermez; sadece bir fısıltı halinde
dudaklarından şu ifadeler dökülür: "Belki de doğru söylüyor, bana
kimliğimi ve nasıl biri olduğumu hatırlatıyor. Evet, ben kimim ki ya da
neyim ki bunlara istihkâkım olmasın!"



Evet, büyüklerdeki bu türlü mülahazalar, benzer hal ve tavırlar hep bu
vicdan genişliğinin alâmetidir. Gönülsüzdür onlar, nefisleri hesabına
kolay kolay kırılmazlar. Başkalarının kusurlarını ve kendi iyiliklerini
hemen unutur; ama kendi hata ve günahlarını, bir de başkalarından
gördükleri ihsanları asla hatırdan çıkarmazlar. Hemen her zaman her
şeyi etraflıca ele alır, meselelere geniş bir açıyla bakar, hadiselere
ve şahıslara mülayim ve müsamahalı yaklaşır ve sinelerini herkese açık
tutarlar. İşte, bütün inananlar, vicdan genişliği açısından onlara
benzemeye çalışmalı ve o ufku yakalamak için gayret göstermelidirler.



Şu kadar var ki, bir insan, ne denli gönülsüz olursa olsun, ne ölçüde
vicdânî inkişafa ererse ersin, yine de kendisini pişmiş, olmuş, ermiş
görmemelidir. Bir insanın, bu konuda zirveye ulaştığına ve istenen
kıvamı yakaladığına inanması çok tehlikelidir. Aksine o, en müsamahalı
davrandığı durumlarda ve en geniş olduğu anlarda bile bir darlığa
düşmüş olabileceği ihtimalini nazardan dûr etmemelidir. Sürekli kendini
sorgulamalı, "Şurada daha temkinli davranamaz mıydım; şu meselede daha
mülayim olamaz mıydım?" türünden suallerle nefsini hesaba çekmeli ve
geniş düşünmenin herkes için en selametli yol olduğu mülahazasını hep
hatırda tutmalıdır.



ÖZETLE



1 - İyi bir mü'min kendisini en küçük hatalarından dolayı bile
sorgular; ama başkalarının kusurlarını görmezlikten gelir; onları
sadece normal hallerde değil, öfkelendiği zamanlarda bile bağışlar ve
en huysuz ruhlarla dahi iyi geçinmesini bilir.



2- Böyle güzel sıfatların sahibi bir mü'min, başkalarından gördüğü kötü
muameleler karşısında bile sabırlı, temkinli, bağışlayıcı ve muhasebe
derinlikli olur. O, hemen her kötülük ve musibete "Ben daha büyüğüne
müstahaktım!" mülahazasıyla yaklaşır.



3- Bir insan, ne denli gönülsüz olursa olsun, ne ölçüde vicdânî
inkişafa ererse ersin, yine de kendisini pişmiş, olmuş, ermiş
görmemelidir. Bir insanın, bu konuda zirveye ulaştığına ve istenen
kıvamı yakaladığına inanması çok tehlikelidir.



17:33:00
24 Temmuz 2008
Bu haber  56  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
 Günün Resmi
Harran

Son Eklenen 5 Resim
Harran
Kapadokya
Aşk
Aşk
Ardahan -4 derece
 Son Eklenen 5 Video
kurtlar vadisi pusu 38 Bölüm
Eşref Saati
Kurtlar Vadisi Pusu 35 Bölüm Fragman
Kurtlar Vadisi Pusu 34 Bölüm Fragman
ACI HAYAT Çok güzel çatışma
Genel Editör
KasirGa
Bizde de var bişeyler :)
Iletisim | Hakkimizda | Anasayfam Yap | Sik Kullanilanlara Ekle
HazirSohbet.Net Link DegisimiGaranti chat odalari Kizlar Forum