|
Untitled Document
|
|
YARGISAL DARBE’ SÜRECİ MAALESEF BAŞLADI
|
|
Allah Türkiye’ye kolaylık versin! bu sözler Milliyet yazarı Hasan Cemal e ait. |
|
|
Anayasa
Mahkemesi'nin son kararını yorumlayan Cemal'e göre davayla birlikte
rejim bir kazık yemiş durumda. Cemal 'Bu kazığı çıkarmanın yolu,
giyotine boyun uzatmak değildir.'
İşte yaşananları ‘Yargısal darbe’ süreci maalesef başladı şeklinde değerlendiren Hasan Cemal'in yorumu
Lafı hiç uzatmak, eğip bükmek istemiyorum. Türkiye’de gerçek demokrasi
ve hukukun üstünlüğünü gölgeleyen bir eşiğe gelip takıldık.
Bir başka deyişle:
Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatma davasıyla birlikte yargısal darbe süreci başlamış durumda.
Ne yazık ki öyle.
Allah Türkiye’ye kolaylık versin!
Kim bilir kaç kez yazdım.
Bir defa daha altını çiziyorum:
Böyle bir süreci -2002 yılı sonundan beri uğraşarak- başlatanlar,
siyasal ve ekonomik istikrar açısından Türkiye’ye çok büyük kötülük
yaptılar.
Bu süreç, Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle ilişkilerini zehirleyecektir.
Bu süreç, siyasal istikrarı altüst edecek tohumları içinde taşıyor.
Bu süreç, bir zamanların bölünmüş siyaset sahnesiyle güçsüz
koalisyonlar dönemini açabilecek ve Türkiye’ye yeniden kayıp yıllar
yaşatabilecek tüm riskleri içeriyor.
Bu süreç, Güneydoğu’da yangını 1990’lardaki gibi parlatacak ve ‘Kürt
sorunu’nu iyice içinden çıkılmaz hale getirecek tehlikeleri de
barındırıyor.
Bu süreç, laiklik-dindarlık, laikçilik-dincilik çekişmeleriyle birlikte
toplumdaki o siyah beyaz kutuplaşmacı, cepheleşmeci çelişkilerin
(Alevi-Sünni dahil) keskinleşmesine yol açabilecek.
Bu süreç, uluslararası finans piyasalarındaki kriz rüzgârlarının
Türkiye ekonomisinde çok daha tahrip edici esmesine de neden olabilecek.
Bu liste uzatılabilir ama gereksiz.
AKP’den kurtulmak için 2002 yılı sonundan beri -şöyle ya da böyle- bir
darbe sürecini tetiklemek için uğraşan kimilerinin bugün memnun
olduklarını biliyorum.
Ama Türkiye’ye yazık!
Sırtını AB’ye dönen, siyasal ve ekonomik istikrarsızlığa yuvarlanan,
demokrasi ve hukuk çıtası aşağılara çekilen bir Türkiye’de hiçbir şey
dikiş tutmaz. Bu ülkeyi tehdit eden bütün meseleler bin misli ağırlaşır.
Bu çıplak ve acı gerçeği demek ki göremiyorlar.
Ne yazık!
Dava yedi sekiz ay sürebilir. Ve sonunda nasıl bir karar çıkar?.. Geçen
yıl Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olarak 367 gibi bir hukuk
skandalının altına imza atmış bir Anayasa Mahkemesi’nden çok farklı bir
karar beklenebilir mi?..
Bu konuyu geçiyorum.
Herkes elini kolunu bağlayarak hukuka saygı duygusuyla, Yüksek Mahkeme’nin kararını huşu içinde beklesin!
Öyle mi?
Kimileri böyle düşünüyor.
Olabilir.
Ama ben aynı kanıda değilim.
Peki, AKP ne yapacak?..
Farklı görüşler dikkati çekiyor.
Ancak, ilk sinyallere göre, öyle çok fazla uzatmadan kapatma davasını
düşürebilecek anayasa değişikliğine gitme ihtimali daha ağır basıyor.
Bunun için referandum da göze alınmış durumda.
Soru işaretleri de var tabii.
Bu süreçte AKP Meclis Grubu fire verebilir mi? MHP desteği sağlanabilir mi? DTP Grubu ne yapar?
Öte yandan AKP, davayı düşürebilecek anayasa değişikliğine giderken ve
bu uğurda referandumu da göze alırken, eşzamanlı olarak AB ile
ilişkileri zıplatacak bir demokratikleşme hamlesi için düğmeye
basabilir mi?
Bu ihtimal de var.
Evet, geçen hafta birçok kez belirttiğim gibi rejim bir kazık yemiş
durumda. Bu kazığı çıkarmanın yolu, giyotine boyun uzatmak değildir.
Gerilemek, ‘darbe’yi hızlandırır.
Darbeyle demokrasi, darbeyle hukuk bağdaşmaz, uzlaşmaz. Bunun için de
gerilemek, demokrasi ve hukuk zeminini daha beter zayıflatır.
Rejime giren kazığı çıkarmanın yolu, demokrasi ve hukuk yolunda
mücadeleden geçiyor. Ekonomik reformları sürdürmekten geçiyor. AB ipine
sarılmaktan geçiyor.
Canım çok sıkkın.
Demek bazı şeyler vakti zamanı gelmeden olamıyor. Demokrasi kavgası vermek de, demokrasi kültürü edinmek de hiç kolay değil.
Dilimin ucuna takıldı o söz:
“Zor dostum, zor!”
|
|
|
| Günün Resmi |
|
Son Eklenen 5 Resim
Son Eklenen 5 Video
|