Murat Yılmazyıldırım
"Düşsel bir dünyanın kapısından içeri girdiğimde 09.05.1964 tarihini
gösteriyordu zaman. Ve dünya üzerindeki yolculuğum beni sevinçleri ve
hüzünleri birbirine karışmış bu coğrafyada müzik denen sadık dostumla
tanıştırdı. Beni çoğunuz Düş Sokağı Sakinleri nden tanır. Kiminiz de
solo olarak yaptığım albümlerden...." Sırasıyla şimdiye kadar çıkan albümler: - Düş Sokağı Sakinleri:
- Düş Sokağı (1993 - Eylül – Piccatura)
- Yasadıkça (1997 – Şubat - EMI)
- Üç (1999 - Kasım - EMI)
Solo albümler : - Aşk-ı Alem (1996 - Naz) (Bu albüm henüz çıkmadı)
- Yelkenin Gözyaşları (1998 – Ocak - Ada)
- Kırık Yelken (2000 – Ada)
- Cennet (2002 – Şubat - EMI-KENT)
- Büyü (2003 – Ekim - EMI-KENT)
- Kara Aşka Beyaz Göndermeler (2004)
- Gözyaşı Ağacı (2005)
Bir de henüz basıma girmeyen, yurtdışı için otantik tarzda
hazırladığım 8 li albüm serim var. Ayrıca Kent Ozanları adi altında
çıkarılan karma albüme çeşitli sanatçılarla birlikte ben de kendime ait
olan bir parçayla konuk oldum. Okullu yıllarım beni Beyazıt
İlkokulu’ndan Bakırköy Yavuzevler İlkokulu’na, oradan Bakırköy
Şekerevler Ortaokulu’na oradan da Bakırköy Lisesine en son olarak da Kadiköy Devlet Konservatuarı Kontrbas Bölümüne
kadar sürükledi. Kafamın içinde beni düşsel bir zamanın sürrealist
uzantıları arasına katıp duran düşünceler denizinde yüzüyor olmam, en
son okuduğum okulu bana yarıda bıraktırdı. Ben de böylece alaylılar
arasına katılmış oldum. İlk olarak 1981 yılında klasik gitarla akademik
anlamda tanışma fırsatı buldum. Ve sonrası kendimi onunla keşfetme
yollarıyla geçti. Bu yollar üzerinde farklı enstrümanlarla haşır nesir
olmak, duyumlar ve onları albümlerinde kullanma şansı yaratmak
bakımından çok yararlı oldu. Beni kendimle tanıştırdı. Düşler bedenime
giydirdiğim en güzel giysim oldu. Onu istediğim gibi nakışladım. Ortaya
çıkardığım sözcüklerin ve melodilerin bedeniyle sevişmeyi olgunlaşma
sürecindeki en tatlı meyve gibi gördüm. Kırık Yelken acılarla
yorulduğum dünya kervanında, bana sevgi ve aşka dair kuşanılmış olan
kusursuz giysileri sundu. Yaşamın güzelliğinin acıdan geçerek farkına
vardım. Ve Kırık Yelken bana, gözyaşlarının dağların derinliklerinde
akıp duran su kaynakları kadar saf ve çocuksu olduğunu öğretti. Hüznü
derinliğine yaşamanın, insanın kalbinde hayatin aşkına dair ne tür
şekiller çizdiğine tanık oldum. Ve sevginin ne denli güçlü olduğunun
bir kez daha farkına vardım. "Saf ve dürüst bir sevginin..." Zamanı
şu güzel dünyanın altın tepsisi içinde yerli yerinde ve doğruca
kullanmak, beni gitmek istediğim bu yolda mutlu ve huzurlu kılıyor. Ve
Tanrı biliyor ki aşkın ruhuma kattığı zenginlik ve temizlik bana daha
çok insan olma yolunu açıyor. Yaşamın farkında olmak, bütün zorlu
kapıları aralıyor sonuna kadar. Lirik melodilerle sarmalanmış
akustik tınılar bütünüdür Kırık Yelken. Saf bir aşka sevgi
göndermeleridir yalnızca. Acıyla yıkayarak zamanı. Ve yalnızlık
sevişmelerinde ona duyulan özlemdir benimkisi... hepsi o kadar. Çocuksu
ve olgun. Büyülü ve yalın. Açık ve simgesel. Karanlık ve aydınlık.
Hüzünlü ve uçuk. Sarmalayan ve sarsan. Düşündüren ve öldüren. Meleksi
ve tanrısal... hepsi o kadar. Kısaca ben ve Kırık Yelken... gözü yaşlı
düşleri gerçeğe dönüştüren.
Tarih:2008-03-10 Hit: 18
|