Bize Ulaşın   Site Haritasi Anasayfam yap    Sık Kullanılanlara Ekle   24 Temmuz 2008 Perşembe 
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Çok Okunanlar
 Yeni Heron geliyor  Soğuk su içmek daha çok terletiyor
 Bebeklerde ishali önemseyin
 KIRKAĞAÇ TA 20 ÇOCUK İSHAL VE KUSMA ŞİKAYETİYLE HASTANEDE
 Karakutu Ersöz VIP ten kaçtı
 İşte Küçük ün PANZEHİR belgesi
 Baykal paşaları ağlatmış
 Yeni vapurlar geliyor
  Erdoğan dan 22 Temmuz mesajı
 Cemil Çiçek açıklama yaptı
 MHP li Toskay ın Ergenekon tepkisi
 Çok Yorumlananlar
 Karakola taciz ateşi  İşte Küçük ün PANZEHİR belgesi
 Baykal paşaları ağlatmış
 Karakutu Ersöz VIP ten kaçtı
 GALATASARAY: 1 - SC PADERBORN: 1
 FENERBAHÇE : 0 - SPARTA PRAG : 0
 Bebeklerde ishali önemseyin
 Soğuk su içmek daha çok terletiyor
 Yeni Heron geliyor
 KIRKAĞAÇ TA 20 ÇOCUK İSHAL VE KUSMA ŞİKAYETİYLE HASTANEDE
 MHP li Toskay ın Ergenekon tepkisi
Abuzer Uğurlu

1943 yılında Malatya da doğdu. 1966-1973 yılları arasında Türkiye ye 27 milyon adet mermi ve 70 bin civarında silah sokulması ile ilgili olarak yargılandı ama delil yetersizliğinden beraat etti [Uğur Mumcu, Silah Kaçakçılığı ve Terör, s.70-77]. Uğurlu kısa bir süre sonra Bulgaristan a yerleşecek ve kaçakçılık işlerini bu ülkede yürütecekti. 1974 yılında çıkan af yasasıyla bir kısım suçları affedildi. 1974-1979 yılları arasında "Yıldırım" kod adı le MİT için çalıştı [Mehmet Eymür, ATİN]. Bu arada İnterpol tarafından uyuşturucu kaçakçılığı suçu ile aranıyordu [D.Yurdakul, C. Erdinç, ÇETE LE, s289]. Uğurlu nun ismi 1979 yılında şüpheli bir intihar ile ölen kaçakçı İbrahim Telemen in iddialarında geçiyordu. Milliyet gazetesi başyazarı Abdi İpekçi öldürülmeden önce kaçakçılık konuları ile ilgili yazılar yazıyor ve Uğurlu dan bahsediyordu.

1978 yılında hükümet kuran CHP nin MHP li Gün Sazak ın yerine Gümrük ve Tekel Bakanı yaptığı Tuncay Mataracı nın, Uğurlu dan rüşvet aldığı ve Onun istediği kişileri Gümrük Müdürü yaptığı 12 Eylül sonrası ortaya çıktı [F. Ünlü, Susurluk Gümrüğü, s.77]. Bu arada Milliyet gazetesini satın almak isteyen Kemal Derinkök ün, Uğurlu ile yakın ilişikisi vardı. İpekçi suikastının tetikçisi olarak idama mahkum edilen Mehmet Ali Ağca, cinayetten önce Uğurlu dan yardım gördüğünü söyleyecekti. Uğurlu 1984 de MİT ve EMniyet in beraber yürüttüğü Babalar Operasyonu sırasında tutuklandı. 1987 yılında tekrar tutuklanan ve 1988 de tahliye edlen Uğurlu hakkında 10 Temmuz 1991 de İstanbul DGM de 36 yıl hapis istem ile bir dava açıldı. 20 Ekim 1999 da İstanbul da yakalandı [F.Ünlü, Susurluk Gümrüğü,s.89].

Abuzer’in en esrarengiz yılları
Faruk Mercan
Aksiyon 4 ağustos 2001 Sayı 348


Kaçakçılık dünyasının en ünlü ismi olarak kabul edilen Abuzer Uğurlu, Sofya dan kendisine gönderilen 7 kilo kokainin 31 Temmuz 1995 günü sınırda yakalanması üzerine 8 Ağustos 1995 tarihli polis ifadesinde hayat hikayesini böyle anlatıyor.
"Ben 1943 yılında Malatya nın Pötürge kazasına bağlı Sinan köyünde dünyaya gelmişim. 1951 yılında İstanbul a geldim. İstanbul da Çemberlitaş muhitine yerleştik. İlkokul tahsilimi Mahmutpaşa ilkokulunda bitirdim. Ortaokulu Kadıköy ortaokulunda tamamladım. Mahmutpaşa da işportacılık işleriyle uğraştım, 1964 yılında askere gittim. Askerlik hizmetimi Ankara ili
Tandoğan mevkiinde bulunan inzibat merkezinde tamamladım. 1966 yılında İstanbul a geri geldim. Hırdavat üzerine dükkan açtım, bu yeni dükkanım Mahmutpaşa da idi. Çeşitli işler yaptım, en son 1968 yılı içerisinde kuru kahve dükkanı açmıştım. O tarihte
kaçak olarak getirilen 200 kilo civarında kahvem polis tarafından ele geçirildi. Fatura olmadığı için, hakkımda herhangi bir işlem yapılmaması için Bulgaristan ın Sofya şehrinden Almanya nın Münih şehrine kaçtım. 1968 yılından 1974 tarihine kadar
Münih te ve Sofya da kaçak olarak dolaştım. Kaçak olmamın nedeni, İstanbul da Mahmutpaşa semtinde kaçak
yoldan dükkanımda polis tarafından ele geçirilen kahveden dolayıdır. Olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet
Savcılığı tarafından arandığımı biliyordum. 1974 yılı içerisinde çıkarılan af yasasından yararlandığım için
dava düştü. 1974 yılında çıkarılan af yasasından sonra Türkiye ye geldim. 1974 yılından 1980 yılına kadar
Kadıköy Çiftehavuzlar Bağdat caddesi no:242 sayılı yerde Batı Dilleri Lisan Okulu ismi altında işyeri çalıştırıyordum. Daha doğrusu lisan kursu verdiriyordum. 1980 yılında 12 Eylül ihtilali oldu. 12 Eylül de gözaltına alındım, Selimiye kışlasına gittim.
Gözaltına alınma nedenim, 1980 öncesi elektronik eşya kaçakçılığı yaptığımdan dolayı Ankara Sıkıyönetim
Komutanlığı 4 nolu Askeri Mahkemesi nde yargılandım. 15 yıl hapis cezası aldım, 2 yıl da Yüce Divan da yargılandım. (Gümrük ve Tekel eski Bakanı Tuncay Mataracı ya rüşvet davası). Toplam olarak 17 yıl hapis cezası aldım. Bu cezamın tam yedi yılını cezaevinde yattım. 1988 başlarında Tekirdağ cezaevinden tahliye edildim. İstanbul a geldim, Kadıköy Kızıltoprak ta
1993 yılı içerisinde Volga Dış Ticaret Limited şirketi adı altında konteyner işini kurdum, halen çalıştırıyorum."

İstanbul piyasasını iyi tanırım

Kaçakçılık dünyasının en ünlü ismi olarak kabul edilen Abuzer Uğurlu, Sofya dan kendisine gönderilen 7 kilo kokainin 31 Temmuz 1995 günü sınırda yakalanması üzerine 8 Ağustos 1995 tarihli polis ifadesinde hayat hikayesini böyle anlatıyor.
Mesleğini "Nakliyeci" olarak gösteren Uğurlu, Sofya da araba alım satımı işiyle uğraştığını belirtiyor. Bildiği diller sorusuna da, İngilizce ve Bulgarca cevabını veren Uğurlu, "Ben uyuşturucu aleminde organizatör bir adamım" demesine karşılık isminin
karıştığı büyük uyuşturucu olayları hatırlatılınca bunları kabul etmiyor. Örneğin, 1978 yılında Hollanda da yakalanan 1,5 ton esrar olayından dolayı Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi nde beraat ettiğini belirtiyor. 1988 de yine Hollanda da yakalanan 99 kilo
eroin yüzünden yine isminin verildiğini, bu davanın ise İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nde sürdüğünü
belirtiyor.

Yalnızca kokain konusunda net konuşuyor. "İstanbul piyasasını iyi tanıdığım için beni bu kokain ticaretine sokmak istediler... Ben uyuşturucu aleminde organizatör bir adamım. Kokaini kulüp çalıştıran ve pavyon işleten kişilere satacaktım. İsim vermek
istemiyorum. Çünkü benim gibi beyin bir adam bu tür olaylarda isim vermez, bizlere yakışmaz isim vermek..."
Dört yıl Ataköy de saklandı İnterpol tarafından 1980 de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla Uğurcan Elmas, İdris Özbir ve Hüseyin Çil gibi şahıslarla birlikte arandığı hatırlatılınca da, "Bu şahıslarla birlikte, Hollanda da ele geçirilen 1 ton esrar maddesiyle ilgili olarak 1980 ihtilalinde gözaltına alındık, yargılandık" diyor.Aslında Abuzer Uğurlu nun ismi, 20 Ekim 1999 günü İstanbul Ataköy de bir polis baskınıyla gözaltına alınana kadar, artık neredeyse unutulmuştu. Yedi kilo kokain olayında savcı tarafından serbest
bırakılmasından hemen sonra gıyabında tutuklanmış ancak, bir kaç yıl Bakırköy polis bölgesindeki Ataköy de saklanabilmişti.
Milli İstihbarat Teşkilatı nın eski yöneticilerinden Mehmet Eymür Washington dan çıkardığı internet sitesinde, bir kaç gün önce onunla ilgili bir mektubu yayınlayınca yeniden ismi gündeme geldi.Mektup, 10 Temmuz 1985 tarihini taşıyor ve bu tarihe
kadar MİT in kaçakçılık şubesini yönetmiş olan Mehmet Eymür tarafından MİT Müsteşarı Korgeneral Burhanettin
Bigalı ya hitaben yazılmış. Bu tarihe kadar MİT in kaçakçılık şubesinin başında olan Eymür, önce Beyrut a, bunu kabul etmeyince
Adana ya tayin edilmek isteniyor. Bunun üzerine MİT Müsteşarı Burhanettin Bigalı ya, tayininin mafya tarafından yaptırıldığını belirten ağır suçlamalarla dolu bir dilekçe veriyor ve MİT Okulu na öğretim görevlisi olarak atanıyor.

MİT onu kontrol edemiyor
İşte 10 Temmuz 1985 tarihli mektup, kaçakçılık şubesindeki görevine veda edip MİT okulundaki yeni görevine başlayan Eymür ün, giderayak MİT Müsteşarı na bıraktığı uyarıcı bir mesaj niteliğini taşıyor. Bu mektubu kendi derdinden ziyade mesleki sebeplerle yazmayı bir görev bildiğini belirten Eymür, dördüncü cümleden itibaren sözü Abuzer Uğurlu ya getiriyor ve
onun İstanbul Lisan Okulu çalıştırdığı yıllara değiniyor: "Bugün bütün dünyanın adından bahsettiği Abuzer
Uğurlu, 1974—1979 yılları arasında teşkilatımızca (İstanbul) kullanılmıştır. Bir dublaj operasyonu diyebileceğimiz bu faaliyetin zamanla aleyhimize geliştiği bugün apaçık ortadadır. Buna merkezi olmayan disiplinsiz bir sevk ve idare, zamanla menfaat
ilişkilerine dönen mesleki temaslar ve K/O — Ajan ilişkilerinde sevk ve idare edilen şahsın geniş imkan ve para gücünün yanı sıra, elemanın hasım servisten olan menfaatlerinin kıyaslanmayacak kadar üstün olması gibi sebepler neden olmuştur. Bildiğim kadarıyla
Abuzer Uğurlu ile resmi ilişkinin kesilmesinden sonra da bazı kişisel temaslar devam etmiştir."

Eymür ün iddiasına göre "hasım istihbarat servisi" ile ilişkisinin ağır basması yüzünden Uğurlu MİT in kontrolünden çıktı. Eymür çarpıcı iddialarını şöyle sürdürüyor: "Kanaatime göre Abuzer Uğurlu, Sovyetler ve Bulgarlar tarafından Türkiye de bir baş ajan şeklinde kullanılmış, Abuzer ve Bekir Çelenk vasıtasıyla MHP ve Ülkücülere hulul edilmiş, Türkiye de İpekçi cinayeti,
Bahçelievler cinayeti, Adana Emniyet Müdürü cinayeti gibi provokatif ve halkın güven duygusunu kaçıran,
nefret yaratan ve güvenlik güçlerini sağ mihraklar üzerine teksif eden operasyonlar planlanmıştır. Ağca, Papa suikastında muvaffak olsaydı hem Hristiyan alemi Türkiye ye cephe alacak hem de yurt dışında bulunan Ülkücüler Batı Güvenlik güçlerinin bir numaralı hedefi haline getirilecekti. Tabiatıyla bu arada hem PAPA hem de Polonya daki direniş hareketi cezalandırılmış
olacaktı."

Sovyetler in Türkiye ye sızma operasyonu
Eymür e göre, Mehmet Ali Ağca, Oral Çelik, Abdullah Çatlı, Aydın Telli gibi isimler, Abuzer Uğurlu ve Bekir Çelenk ile irtibatlıydılar. Eymür mektubun bu bölümünde Bekir Çelenk üzerinde de önemle duruyor ve şu iddiaları sıralıyor: "Bulgarlar Bekir Çelenk i aniden Türkiye ye yollamışlardır. Nedeni anlaşılmamıştır. Yakın tarihte öğrendiğime göre Bekir Çelenk in Bulgaristan da
ifadesini almaya giden İtalyan Savcı, Bekir Çelenk in telefon defterinde, İstanbul MİT Teşkilatına ait telefonlar da tespit etmiştir. Halen bu tutanaklar Emniyet Teşkilatında mevcuttur. Bu Bulgarların hazırladığı bir mizansen olabilir. Buna rağmen Ağca
davasında sıkışacaklarını anlayan Bulgarların dünya kamuoyunun dikkatini Türkiye üzerine çevirmesi mevcut
ilişkileri dikkate alındığında gayet kolay olacaktır.Sovyet ve Bulgarlar, Türk yeraltı dünyasının büyük bir bölümünü bir başka amaçla daha kullanmışlardır. Normal Espiyonaj faaliyetleri ile ulaşamadıkları üst düzey yöneticilere Mafya vasıtasıyla ve menfaat ilişkileri
ile yaklaşmışlardır. Bugün birçok tahkikatın engellenmesi bu ilişkilerin ortaya çıkması korkusundan kaynaklanıp, menfaat ilişkilerinin devlet güvenliğinin üstüne çıkmasına neden olmaktadır."

1985 yılı Temmuz unda Bulgaristan tarafından Türkiye ye gönderilen Bekir Çelenk in ifadesini, bu tarihte İstanbul Mali Şube Müdürü olan Cevdet Saral aldı. Çelenk in silah ve mermileri Bekir Çelenk, 1934 te Kilis te dünyaya geldi. İlkokulu
4. sınıftan terk etti, daha 18 ine varmadan, kaçak mallar getirmek üzere Suriye ye gidip gelmeye başladı. Babasından aldığı beş bin lirayla 1952 de Ankara ya geldi. Ankara da bir süre bakkal işleten ve hırdavatçılık yapan Çelenk, daha sonra Ankara—Kilis
arasında çantacılık yapmaya başladı. Jilet ve çakmak gibi kaçak malları getiriyordu. Ankara da saatçilik ve kuyumculuk da yapan Çelenk, 1961 de İstanbul a geldi. 1963 te İstanbul da bir nakliye şirketi kuran Çelenk, aynı yıl Çanakkale de kaçak kahve ve çakmak yakalatmaktan tutuklandı. Beş ay cezaevinde kalan Çelenk, dava sonucunda 1965 te beş yıl hapis cezasına
çarptırıldı. Bunun üzerine Almanya ya kaçtı. 1966—69 arasında, Almanya da "exportçuluk" yaptığını, silah ve
mermi kaçakçılığına bu dönemde başladığını belirtip, "10 bin, 20 bin adet mermi ile, 20—30 adet civarında
dağişik marka Alman silahlarından... satarak para kazandığım silah ve mermi olayı vardır" diyor. Çelenk, silah işinden kârı hemen fark ediyor: "Silah ve mermi işinin külliyetli miktarda Bulgaristan üzerinden yapılması sonucu Almanya dan Bulgaristan a
gelip gittim... Bu sefer 400—500 bin civarında mermi ve 500 civarında değişik marka, genelde Çekoslovak
yapısı silahları genelde gemilere elektronik ve elektrik malzemeleri ile birlikte yüklenmesi şeklinde sevkiyatına başladık... Bulgar makamları ve yetkilileri bu tür malların satışını Kintex firması aracılığı ile doğrudan kendileri yaptıkları için
satışı ve sevki esnasında önemli bir müşkilatla karşı karşıya kalmıyorduk..."

Sofya daki cezaevi günleri
Çelenk, 1970 te İsviçre ye yerleşiyor ve Falcon saat fabrikasına 400 bin frankla ortak oluyor. Türkiye ye döndüğü 1975 yılına kadar saat işine devam ediyor. Daha önce iki evlilik yapan Çelenk, Hülya Koçyiğit in kız kardeşi Nilüfer Koçyiğit le 3. evliliğini yapıyor.
Bu arada İsviçre deki saat işinden iflas ediyor ve 12 Eylül darbesinden 9 gün sonra yurtdışına çıkıyor. Yeniden Almanya ya giden Çelenk iki gemi satın alıyor. Papa suikastinden sonra da, Bulgaristan a geldiğinde tutuklanıyor: "Bulgaristan da 31 ay (tutuklu) kaldım. Bu 31 ay içerisinde Mehmet Ali Ağca ile ilgili bilgime başvurdular. Tanıyıp tanımadığımı sordular..Bulgaristan da bulunduğum süre içerisinde İtalyan Savcı Martella ifademi aldı. Papa suikasti ile ilgili Ömer Mersan ı tanıyıp tanımadığımı sordu..."
Eymür ün anlatımlarına bakarsak, Bulgarlar ın Çelenk e Ağca yı sormaları anlamsızdı. Onlar, Çelenk i de, Ağca yı da gayet iyi tanıyorlardı. Ve sırf Türkiye yi zor duruma düşürmek için bir mizansenle Çelenk İstanbul a gönderildi. Bekir Çelenk İstanbul daki
sorgusundan sonra Ankara da Mamak Askeri Cezaevi ne konuldu. Ancak aynı yıl cezaevinde kalp krizinden
öldü.

Uğurlu ve Ağca nın Kartal buluşması
Abuzer Uğurlu ise, şu anda Mehmet Ali Ağca ile birlikte Kartal Cezaevi nde yatıyor. Uğurlu, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi nde yargılandığı sırada Abdi İpekçi suikasti dosyasından da ifade vermiş bu duruşmada, Uğur Mumcu da tanık olarak dinlenmişti.
Mahkeme Uğur Mumcu ya, Abuzer Uğurlu nun İpekçi suikasti ile ilgisini gösterecek herhangi bir bilgi ve belgeye sahip olup olmadığını sormuş, Uğur Mumcu, "Hayır" cevabı vermişti. Acaba Papa suikasti öncesinde Abuzer Uğurlu, Mehmet
Ali Ağca ya para göndermiş miydi?.. Bir bilgiye göre, Avukat Doğan Yıldırım bir öğrenci için Uğurlu dan
yardım isteğinde bulunmuş, Uğurlu bu isteği yerine getirmişti ve bu öğrenci Ağca ydı. Bekir Çelenk ifadesinde, Abuzer Uğurlu ve kardeşi Sabri Uğurlu yu Sofya da tanıdığını belirtiyor. İlginç olan hem Uğurlu nun hem de Çelenk in 1960 lı yıllarda
kahve kaçakçılığı suçlarından dolayı Türkiye den kaçmak zorunda kalıp Sofya ya demir atmaları. Mehmet Ali Ağca, İtalya dan Türkiye ye getirilmesinden sonra hakim önüne çıkınca ilk sözleri ne olmuştu: "Bir senaryo vardı, ben sadece o senaryonun aktörüydüm." Hangi karmaşık ilişkilere girmiş olurlarsa olsunlar, biri ilkokuldan terk, diğeri ortaokul mezunu Çelenk ve
Uğurlu da, Türkiye yi 1980 lere getiren senaryonun yalnızca küçük birer aktörüydüler.



Tarih:2008-03-11         Hit: 84
 Günün Resmi
Harran

Son Eklenen 5 Resim
Harran
Kapadokya
Aşk
Aşk
Ardahan -4 derece
 Son Eklenen 5 Video
kurtlar vadisi pusu 38 Bölüm
Eşref Saati
Kurtlar Vadisi Pusu 35 Bölüm Fragman
Kurtlar Vadisi Pusu 34 Bölüm Fragman
ACI HAYAT Çok güzel çatışma
Genel Editör
KasirGa
Bizde de var bişeyler :)
Iletisim | Hakkimizda | Anasayfam Yap | Sik Kullanilanlara Ekle
HazirSohbet.Net Link DegisimiGaranti chat odalari Kizlar Forum